46 ziyaretçi ve Sıfır kullanıcı çevrimiçi
a. Farz Olusu
Insanlarin ve cinlerin nicin yaratildiklarini bizzat yaratici bildirir: O'na ibadet etsinler, yani O'nu tanisinlar diye. (51/56) Ancak sinirli bir akilla sinirsiz bir varligin taninmasi zor, hatta hakkiyla taninmasi imkansiz oldugundan nasil taniyacagimizi ve nasil kulluk edecegimizi de biz yine O ögretmis ve kullukla ilgili bazi fiilleri zorunlu (farz) kilmistir.
Yani Allah'i (c.c.) tanimanin ve O'na kullugun asgari sarti bu zorunlu ibadetlerdir. Oruc da bu ibadetlerden.biridir. Allah Resulü (s.a.v.), bir mübarek sözlerinde, bu temel ibadetleri bir arada anar ve buyurur ki: Islam bes sey üzere kuruludur: Allah'i birlemek (tevhid), namazi dosdogru kilmak, zekati vermek, Ramazan orucunu tutmak ve hac yapmak.
(Müslim Iman 5) Tek basina bu hadis bile, orucun farz oldugunu bildirmeye yeter. Ancak bundan önce Kur'an-i Kerim de orucun inananlar icin bir farz oldugunu vurgulu bir ifade ile bildirmistir: Ey mü'minler!
Oruc, sizden öncekilere farz kilindigi gibi, size de farz kilinmistir ki, sakinasiniz.(2/183) Daha önceki semavî dinlerde de oruc bulundugu icin, Allah Resulü Efendimiz orucu biliyordu ve Medine-i Münevvere'ye hicret etmezden önce, Asure orucuna da devam ediyordu.
Hicretten sonra, ikinci yil Muharrem'in onunda, cocuklara varincaya kadar bütün müslümanlara oruc tutturmus ve ayni yil Ramazan orucu farz kilininca: Asure günü dileyen oruc tutsun, dileyen terketsin. buyurmuslardir. Yani Ramazan orucu ilk defa Hicretin ikinci yili icerisinde farz kilinmistir. Farz kilinisi büyük Bedir Harbinden bir ay ve birkac gün önceye rastlar. Bedir Harbi ise, ayni yil Ramazan'in onyedinci Cuma günü vuku bulmustur. Buna göre Ramazan orucunun farz kilinisi, Saban ayi icerisinde olmus olur. (Tahir'ül-Mevlevî, Müslümanlikta Ibadet Tarihi, l05-106; T'aberî, N/132; Suy'uti, ed-Dürrü'l-Mensur, I/176; Sabunî, Ravayi'/193) Allah Resulü dokuz sene Ramazan ayi orucunu tuttuktan sonra vefat etmistir. (Ibn Kayyim, Zadü'l-maed,152 (en-Nedvî, Dört Rükün, 205)) Bu, farz olan Ramazan orucudur.
Bunun disinda vacip, sünnet, müstehap, nafile, mekruh ve haram olan oruclar da vardir. (Bk. Tahirü'l-Mevlevî, a.ge.112 )Farz oldugu, Kitap ve sünnetin kesin delilleriyle sabit oldugu icin, orucu inkar küfürdür, insani dinden cikarir. Hafife ve alaya almanin da ayni oldugunu söylemislerdir. Hatta, inanmakla beraber; ibadetleri yapmamak insani dinden cikarmasa bile, herkesin görecegi yerlerde acikca oruc yemenin, orucu hafife alma anlamina geleceginden, küfür oldugunu söyleyenler de vardir. Özürsüz olarak bozulan bir günlük Ramazan orucunun kacirilan sevabi, bütün zaman sürecini orucla gecirmekle dahi karsilanamaz. (Zehebî, Kitabu'l-kebair, 40-4l: el-Heytemî, ez-Zevacir,I/195) Diger yönden, tutulmasi halinde, "Orucun sevabi; Allah'tan baska kimsenin takdir edemeyecegi kadar büyüktür." "Her iyiligin karsiligi on ila yediyüz katiyla verilecegi halde, orucun karsiligini ancak Allah bilir." "Oruclunun acikmaktan dogan agiz kokusu, Allah icin miskten daha güzeldir.", "Oruc, atesten koruyan bir kalkandir. tutana Kiyamet günü sefaatcidir.", "Oruclu, duasi geri cevrilmeyen üc gruptan biridir.", "Ramazan orucunu dünya ile ilgili faydalardan ötürü degil de, sadece Allah icin tutanin gecmis günahlari bagislanir.", "Ramazanda yapilan nafile bir ibadet, sevap bakimindan diger günlerdeki farzlara denktir. Farz ise, diger günlerdeki yetmis farza denktir." (Bu ve benzeri hadisler icin bk. el-Heytemî, age. I/196-l98)
Hikmeti ve Faydalari
Orucun hikmetleri, ayni zamanda faydasi sayilacagindan, bu ikisini birlikte ele alip, bazan fayda, bazan da hikmet diye aciklayacagiz. Ancak anlasilmasini kolastirmak icin, konuyu bir baska acidan ikiye ayirarak isleyecegiz: a) Orucun keyfiyeti ile ilgili hikmetler, b) Dünya ve Ahirete yönelik faydalari.
Ancak burada cok önemli bir noktaya deginmek zorundayiz: Orucun esas hikmeti -diger ibadetlerde oldugu gibi- herseyden önce "HAKİM" bir zat tarafindan emredilmis olmasidir. Ya da onu emreden Hakîmdir, yani her yaptigi yerli yerindedir; bir hikmete dayalidir, islerin en yerinde olanidir. Öyle ise oruc da böyledir. Bu yüzden oruc aklimizin kavrayacagi falan ya da filan faydalardan ötürü farz kilinmistir demek cok hatali olur. Onlar ki, görmeden inanirlar. (2/3), Görmedikleri halde RAHMAN'dan ve Rablerinden korkarlar. (36/1l, 67/12). Kaldi ki, ibadetler hikmetlere degil, illetlerine binaen farz olunurlar. Hikmetler cogu zaman akilla kavranilsa bile, illetler, farz kilan (Sari) aciklamadikca kesin olarak kavranilamaz. Bu yüzden orucun illeti, ya da en büyük hikmeti, farz oldugunu bildiren ayette gösterilen hedef olmalidir. Allah'tan sakinasiniz, yani takva sahibi olasiniz diye:.. (2/183).Ayni ayetin Ey iman edenler... hitabi ile baslamasi da, orucun maddî fayda ve hikmetlerinden ötürü degil, ancak imandan ötürü tutulabilecegini gösterir.
Nitekim modern tip, orucun bazi faydalarini tesbit etmis olmakla beraber, inanmayanlarin hicbirisi müslümanlar gibi oruc tutuyor degillerdir. A1lah Resulü de makbul olan orucu, iman ve ihtisab (sadece Allah icin yapma) sartina baglamistir. (Buharî, Müslim.) Ancak aslolan bu olmakla beraber, orucun akilla kavranan bircok hikmetleri de yok degildir.