Namaz
| Vaktinin disinda
kilinan namaz Namazin ser'an belirlenen
vakti disinda kilinmasi anlamindaki 'kaza, ise bir fikih terimidir.
Namazin vakti icinde kilinmasina
,eda, bir eksiklik yuzunden yeniden kilinmasina ,iade, denir. |
Farz namazlarin kendi vakitleri icinde kilinmasi farzdir. Ozursuz olarak bir namazin vaktini gecirmek buyuk gunahlardan sayilmistir. Mucerred olarak namazin kazasi ile, bu kimsenin uzerinden namaz borcu duserse de, geciktirmekten dolay meydana gelen gunah devam eder. Bunun icin, namazi kaza eden kimsenin, ayrica Allah'a tevbe etmesi gerekir. Bir de mebrur hac buyuk gunahlara keffaret oldugu icin hac yapanlarin, daha Once namazi Ozursuz olarak vaktinde kilamamaktan dogan gunahlarinin da affedilecegi umulur. Dusman korkusu ve hamile kadinin cocugunun Olumunden korkmasi gibi ciddi Ozurlerle farz namaz kazaya birakilabilir. Yolcunun, hirsiz ve yol kesicilerden korkmasi da dusman korkusu kapsamina girer.
Gunluk isler, sanat ve
meslekler, aile fertlerinin gecimini saglamak icin yapilan calisma ve
yolculuklar namazin geriye birakilmasi icin Ozur sayilmaz. Kur'an-i
Kerīm'de sOyle buyurulur: ,Oyle erkekler vardir ki, onlari ne bir
ticaret, ne bir alis-veris, Allah'i anmaktan, namazi dosdogru kilmaktan
ve zekat vermekten alikoyamaz. Onlar, dehsetinden kalblerin ve gOzlerin
ters dOnecegi gunden korkarlar, (en-Nur, 24/37).
Hz. Peygamber'e hangi amelin daha faziletli oldugu sorulunca; ,ilk
vaktinde kilinan namazdir, cevabini vermistir (bk. Ebu Davud, Salat, 9;
Tirmizi, Mevarit, 13; Ahmed b. Hanbel, Musned, VI, 374, 375, 440)
Rasulullah (s.a.s), namazin ancak iki durumda
kazaya kalmasi halinde mu'minin Ozurlu sayilacagini ifade etmek uzere
sOyle buyurmustur: ,Kim uyur kalir veya unutarak namazi vaktinde
kilmamis bulunursa, onu hatirlayinca kilsin, (Tirmizī, Salat, 16,
Mevakit, 53; Ibn Mace, Salat, 10). Burada yalniz uyku ve unutma halinde
vaktinde kilinamayan namazin kalasindan sOz edildigi icin ibn Hazm gibi
bazi bilginler bir mazeret olmaksizin namazini kasten kilmayanlarin,
daha sonra bunu kaza edemeyeceklerini fakat bunun yerine Allah'a tevbe
ve istigfar etmenin daha uygun olacagini sOylemisledir (Ibn Rusd,
Bidayetu'l-Muctehid, Terc. Ahmed Meylanī, Istanbul 1973, I, 268).
Ancak Islam fakihlerinin buyuk cogunluguna gOre zamaninda kilinamayan
farz namazlarin kazasi da farzdir. Cunku uyku veya unutma gibi bir Ozur
halinde bile kaza gerekince, bir Ozru olmaksizin namazini vaktinde
kilmayanlara da kaza etmeleri Oncelikle gerekir. Ayrica, namazi
geciktirmekten dolayi Allah'a tevbe ve istigfar edilir. Namazi kaza
etmeden yapilacak tevbe gecerli olmaz. Cunku tevbenin On sartlarindan
birisi, Once ma'siyetten vazgecmektir (Ibnu'l-Humam, a.g.e., I, 485 vd.;
Ibn Abidin, a.g.e., II, 62-67).
|
Asagidaki uc vakitte
ne kazaya kalmis farz namazlar, ne vitir gibi vacip namaz ve ne
hazirlanmis durumdaki cenaze namazi kilinamaz. Daha Once okunmus
olan
secde ayetinden dolayi ,tilavet secdesi, de yapilamaz. 1. Gunesin dogmasindan, kirk-elli dakika gecip, yukselmesine kadar. 2. Gunesin tam basimizin uzerinde bulundugu vakit. Buna zeval ani denir. 3. Gunesin sararmasindan, yani gOzleri kamastirmaz bir hale geldiginden itibaren, batincaya kadar olan vakit. Bu uc vakitte kilinacak kaza namazinin iadesi gerekir. |
Bunun disindaki
vakitlerde kaza namazi kilmak mumkun ve caizdir. Imam Safii'ye gOre ise
kaza namazi her zaman kilinabilir. SOz konusu kerahet vakitlerinde de
kaza namazi kilmak caizdir.
Namazlarini Ozursuz olarak kasten terkeden ve bunlari kaza edemeden
vefat eden kimse, buyuk gunah yuku ile ahirete gecmis olur. Onun isi
yuce Allah'la kendisi arasindadir. Bu namazlarin, tevbe, istigfar veya
keffaret yoluyla telafi edilecegine dair acik bir ayet, hadis veya icma
yoktur. Ancak yaslilik veya surekli hastalik nedeniyle orucunu
tutamayanlarin, kaza edemeden Olumleri halinde, bunun ,fidye, ile
telafisi hukmune (bk. el-Bakara, 2/184) kiyas yapilarak veya ,ihtiyat,
prensibine dayanilarak, hanefilerde ,namaz fidyesi, de mustahsen
gOrulmustur (bk. ,Iskat ve Devir, maddesi) Allah'la sehidler arasindaki
haklarin affedilecegi nass'la (bk. el-Bakara, 2/154; Alu Imran, 3/169;
en-Nisa,
4/69; Muslim, Imare,
152; Nesaī, Cihad, 22; Ahmed b. Hanbel, II, 322,
III, 251, 289) belirtilmistir.