58 ziyaretçi ve Sıfır kullanıcı çevrimiçi
erkekleri ve kadinlari icine alan genel veya yalniz kadinlarla ilgili özel Sartlar olmak üzere ikiye ayrilir. Bunlar tam olarak bulununca hac ve edasi farz olur. Aksi halde farz olmaz.
Genel Sartlar. Bunlar; farz oluSunun, sihhatinin veya edasinin Sartlari kabilinden olur. Müslüman, akilli, ergin, hür ve haccetmeye gücünün yeter olmasi gibi.
1. Müslüman Olmak! Kafire hac farz olmaz. Ibadeti eda ehliyeti bulunmadigi icin, onun yapacagi hac gecerli degildir. Münkir hac yapsa, sonra Islam'a girse, ona Islam'in hacci farz olur. Hanefilere göre, kafir, Seriatin furuu ile muhatap olmadigi icin hacci terkten dolayi hesaba cekilmez. Cogunluk hukukculara göre ise o, furu (Islamî emir ve yasaklar)a muhataptir ve ahirette bunlardan hesaba cekilir.
2. Ergin ve akilli olmak: Cocuk ve akil hastalari hacla yükümlü degildir. Cünkü bunlar Ser'î hükümlerle yükümlü tutulmamiSlardir. Akil hastasinin yapacagi hac veya umre, ibadet ehliyeti bulunmadigi icin sahih olmaz.
Bu ikisi hac yapsa, sonra cocuk bülug cagina ulaSsa, akil hastasi iyileSse, bunlara hac farz olur. Cocugun bülugdan önce yaptigi hac nafile sayilir. Hadiste Söyle buyurulur: Üc kiSiden kalem kaldirilmiStir: Uyanincaya kadar uyuyandan, genclik cagina girinceye kadar cocuktan, Sifa buluncaya kadar akil hastasindan (Ebu Davud, Hudud,17; Ibn Mace, Talak, 15). Akil hastaligi, bayilma, sarhoSluk ve uyku ihrami ortadan kaldirmaz (el-Kasanî, a.g.e., II, 120-122, 160; Ibnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadîr, II,120 vd. el Meydanî, el Lübab, I,177 Ibn RüSd, Bidayetü'l-Müctehid, I, 308 vd. Ibn Kudame, el-Mugnî, III, 218-222, 241, 248-250).
3. Hür olmak: Köle, esir ve mahkuma hac farz degildir. Cünkü hac, süresi uzun, belli bir yolculugu gerekli kilan ve yolculuga güc yetirilmesi Sart kilinan bir ibadettir: Hürriyetten yoksun olan kimsenin bunu ifa etmesi mümkün olmaz.
4. Vakit: Arafat'ta vakfe ve ziyaret tavafi icin belirli vakitlere yetiSmedikce hac farz olmaz. Su ayetler haccin vakitli bir ibadet oldugunu gösterir: Sana yeni dogan aylan (hilaller) sorarlar. De ki: O, insanlarin faydasi icin vakit ölcüleridir(el-Bakara, 2/189). Hac aylari bilinen aylardir (el-Bakara, 2/197).
Hanefi ve Hanbelîlere göre, hac aylari; Sevval, Zilkade ve Zilhicce'nin ilk on günüdür. Buna Abadile adiyla anilan (Ibn Mes'ud Ibn Abbas, Ibn Ömer ve Ibnü Zübeyr)'den nakledilendir. "En büyük hac (hacc-i ekber) günü, kurban bayrami günleridir" hadîsi delil olarak gösterilir (Buharî, Hac, 33, 34, Umre, 9; Müslim, Hac, 123; Nesaî, Menasik, 77; Darimî, Menasik, 38; Muvatta ; Hac, 63).
Bu sürenin diSindaki vakitler, farz hac icin ihrama girmeyi ve haccin rükünlerini ifaya elveriSli degildir. Ancak hac niyetiyle ihrama, bu aylardan önce girilse, ihram gecerli ve yapilacak hac sahih olur. Delili: Hac ve umreyi Allah icin tamamlayiniz ayetidir (el-Bakara, 2/196). Bu durumda hac aylari girmedikce hac fiillerinden birSey yapmak caiz olmaz. Hanefilere göre ihram bir Sart olup, bunun öne alinmasi, abdestin namaz vaktinden öne alinmasi gibidir. Cünkü ihram, hac yapacak kiSinin kendisine bazi Seyleri yasaklamasi ve bazi Seyleri de gerekli kilmasidir. Yine bu, ihrami, Mîkat'tan önce baSlatmak gibi olur. Bununla birlikte hac aylarindan önce ihrama girmek mekruhtur. Ibn Abbas'in (ö. 68/687) naklettigi; "Hac icin, ancak hac aylarinda ihrama girilmesi sünnetlerdendir" hadisi delildir (Buhari)
Malikîlere göre, hac aylari tam üc aydir. Ihramin vakti, Sevval'in baSindan, yani Ramazari bayraminin ilk gecesinden itibaren baSlar, Kurban bayrami sabahi Safak sökünceye kadar devam eder. Bir kimse bayram sabahi Safak sökmezden önce, bir an, ihramli olarak Arafat'ta dursa hacca yetiSmiS olur. Geride ziyaret tavafi ve sa'y gibi ibadetler kalir (Ibnü'l-Hümam, a.g.e., II, 220 vd.; Ibn Kudame, el Mugnî, III, 271; eS-Sirazî, el Mühezzeb, I, 200; ez-Zühaylî, a.g.e., III, 63-65).
5. Hacci ifaya gücünün yetmesi (istitaa). Bu; beden, mal veya yol emniyeti ile ilgili olabilir. Ayette, "Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah icin Kabe yi ziyaret edip haccetmek farzdir (Al-i Imran, 3/97) buyurulur. Ayetteki hacca yol bulabilen, hacca gitmeye gücü yeten ifadesi Hanefîlere göre bedenî, malî ve emniyet unsurlarini kapsamina alir. Bunlar haccin edasinin Sartlarini oluSturur.
a. Beden sagligi ve saglamligi. Buna göre; yatalak, hasta, kör, felcli, iki ayagi kesik, binit üzerinde kendi baSina duramayan yaSli kimse, tutuklu bulunan ile zalim yöneticilerin hac icin vize vermedigi kimseler üzerine hac farz olmaz. Cünkü Allahu Teala, haccin farz olmasi icin gücün yetmesini Sart koSmuStur. Ibn Abbas istitaayi yol azigi (zad) ve binit (rahile) olarak tefsir etmiStir. Ayette, "Allah hicbir kimseye gücünün yeteceginden fazlasini yüklemez" (el-Bakara, 2/286) buyurulur.
b. Gerekli maddî güce sahip olmak. Bu yolda tüketecegi yiyecek ve oraya varabilmek icin binecegi vasitadan ibarettir. Buna göre, bir kimseye haccin farz olabilmesi icin, hac süresince hem kendisinin, hem de bakmakla yükümlü oldugu kimselerin nafakalarini ve nakil vasitasini temin gücüne sahip olmalidir. Mekkeliler ve Mekke cevresinde oturanlar icin nakil aracina sahip olmak Sart degildir; yaya yürüyecek durumda bulunmalari yeterlidir.
c. Yol emniyeti. Haccin farz olmasi icin yol güvenliginin bulunmasi Sarttir. Bu, Ebu Hanife'ye göre, vücubunun, bazilarina göre ise edasinin Sartlarindandir.
Kadin icin yol emniyeti; beraberinde neseb veya sihrî (evlilikle dogan hisimlik) hisimlardan fasik olmayan akilli, ergin veya murahik (12 yaSla bulug arasi erkek cocugu) mahrem birisinin veya kocasinin bulunmasiyla gercekleSir. Kadinin yaninda kocasi veya mahrem bir hisimi olmaksizin, Mekke'ye üc gün üc gece (sefer mesafesi) ve daha uzak yerden gelerek hac yapmasi tahrîmen mekruhtur. O, mahremsiz hac yaparsa kerahetle birlikte caiz olur. Mahremin bulunmasi vücub Sartidir. Eda Sarti diyenler de vardir. Günümüzde yaygin fesat sebebiyle, kadin süt erkek kardeSiyle yolculuk yapamaz. Cünkü genc sihrî hisimlarda oldugu gibi, süt hismiyla baSbaSa kalmak (halvet) mekruhtur. Safiîler buna kadinin, kafilede güvenilir diger kadinlarla birlikte hac yapabilecegi esasini ilave ederler (el-Kasanî, a.g.e., II, 121-125; el-Meydanî, el-Lübab, I,177; Ibn Abidin, Reddü'l-Muhtar, II,194-199; eS-Sîrazî, a.g.e., 196-198; ez-Zühaylî, a.g.e., III, 25-32).