66 ziyaretçi ve Sıfır kullanıcı çevrimiçi
FIKIH Arapca fe-ku-he maddesinden gelir. Sözlük anlami ile bir seyi iyi kavramak, anlayisli olmak, bilmek demektir. Bu acidan ilim den biraz farklidir. Ilim nasil olursa olsun bilmek, fikih ise, isin esprisini kavramak, inceden inceye bilmek, demektir. "Fikih" sonradan seriat ilimlerini (Kitap ve Sünneti) bilmeye ad olmustur. Daha sonra da hüküm isteyen furû mes'elelerine ve onlari bilmeye denmistir. Rasûlullah (sav) döneminde fikih, bugünkü tahsîsî (spesifik) anlaminda degildi. Mesela o: Allah kime hayir dilerse onu dinde fakîh kilar, Insanlar madenler gibidirler.
Cahiliyette seckin olanlari, fikhettikleri takdirde Islam'da da seckin olanlardir. Ibn Abbas icin: Allah'im, onu dinde fakîh kil ve ona Kur'an'in tevilini ögret buyururlarken fikhi, hep bu genel anlamda, yani iyice anlama ve kavrama anlaminda kullanmistir.
Fikih, tabiin dönemine kadar bu anlamda kullanilmis olacak ki, Imam-i Azam onu: Kisinin lehine ve aleyhine olan seyleri bilmesidir, diye tarif etmis ve itikad esaslarindan bahseden eserine "el-Fikhu'l-Ekber" yanî, iyi anlasilmasi gereken en önemli mes'eleler adini vermistir.
Daha sonra, ilimlerin cok detayli ihtisas dallarina ayrilmasiyla da fikih, serî ve amelî mes'eleleri bilmektir diye tanimlanmistir.
Her ne olursa olsun, fikihla ilgisi olmayan bir müslüman düsünülemez. İste bu mulahaza ile bizler "fikih" penceresini biraz aralayacak ve onun genellikle tahsîsî anlamiyla, günübirlik mes'elelerimize care arayacagiz. Simdilik yapacagimiz sadece nakil anlaminda fikihtir. Yani bizler su anda, fikihla mesgul oldugumuz icin mecazî manada fakihiz. Halimize, su ana kadar aldigimiz yola, yapilmasi gerekenlere göre yaptiklarimiza baktigimizda hakiki anlamda fakîh, yani müctehid olamayacagimizdan korkuyoruz. Ama Allah'in lütfûnu, bize: Ya Rab, bizi muttakilere imam kil, diye dua ögretmesini ve O'nun sonsuz hazinesini düsündükce yani olana degil, oldurana baktikca da bunun zor olmadigini görüyoruz ve istiyoruz.
Isin diger yönüne gelince:
Fetvaya en cüretkar olaniniz atese de en cüretkar olaninizdir. hadîs-i serifini biliyoruz. Bu cüretkarligi göze alamayiz. Onun icin yazacaklarimiz terim anlamiyla "fetva" olmayacaktir.
Cünkü gercek anlami ile fetva müftînin isidir. Müftî ise müctehid olmalidir. Biz simdilik müctehid olmadigimiza göre yapacagimiz ise de fetva vermek degil, fikihtan verilmis fetvalardan aktarmalarla güncel meselelerimize careler teklif etmek olacaktir. Simdilik müctehid degiliz, dememiz iddiali olarak karsilanmamalidir. Cünkü biz bunu söylerken kendimizi degil, isaret ettigimiz gibi verecek olani düsünerek söylüyoruz. O'nun vergisine sinir getirme hakkina sahip degiliz.