45 ziyaretçi ve Sıfır kullanıcı çevrimiçi
Duanin özü, kisinin kendisini Allah'in karsisinda acziyet icerisinde hissedip O'na yönelmesi ve taleplerini O'na arzetmesidir. Zaten ibadet, bir varliga boyun egmek, O'nun karsisinda kücülmek, O'na itaat etmek manalarini icerir. Kisacasi dua ile ibadet mana olarak ayni seyleri ifade etmektedir.
Biz her ne kadar dua ile ibadeti birbirinden ayri iki olaymis gibi görüyorsak da aslinda bu ikisi özde ayni seydir. İbadet olarak bildigimiz namaz, oruc, zekat, hac gibi Allah'in emirleri aslinda duanin harekete dönüsmüs seklidir. Bilindigi gibi Kur'an'da da gecen sekliyle Arapcada, namazin adi salat'tir.
Fakat bu salat kelimesinin ayni zamanda dua manasina gelmesi cok manidardir ve bir tesadüf degildir. Salat kelimesinin hem namaz, hem dua manasina gelmesini söyle izah etmek mümkündür:
Namaz, tüm ibadetleri bünyesinde toplayan ve insanla Allah arasindaki iliskiyi en net ve sik bir sekilde (günde en az bes defa) saglayan ibadettir. Zaten dua da Allah ile kul arasindaki bir diyalog idi. Yani her ikisi de kulu Allah'a baglamasi yönüyle ayni kapiya cikiyor.
Rasûlüllah (s.a.s.) bu konuda söyle buyuruyor: ,Dua ibadetin ta kendisidir. Cünkü dua ile kisi ihtiyacini teminde aczini idrak etmis, bunu ancak her seye kadir olan Rabbinin temin edeceginin suuruna ermis ve bu sebeple O'na siginmis olmaktadir. Esasen ibadet de bundan baska bir sey degildir.
Yine Rasûlüllah (s.a.s.) ,dua ibadetin özü (iligi) dür. buyurmak suretiyle dua ile ibadetin özde ayni sey olduklarina dikkat cekmistir. Biz bu özü kulluk olarak ifade edebiliriz. Bu ayni zamanda insanin yaratilis amaci olmaktadir: ,Ben cinleri ve insanlari ancak bana kulluk etsinler diye yarattim., (Zariyat: 51/56).
Kur'an'a ve Önderimizin hayatina baktigimizda dua olgusunun merkezî bir konum arzettigini görürüz. Yüzlerce ayet, insanin Rabbiyla baglanti kurmasi ve iletisime gecmesi diyebilecegimiz dua örneklerinden olusmaktadir. Ayni sekilde hadis külliyatinda duanin önemine dikkat cekilmekte ve pek cok güzel dualar bu eserleri süslemektedir.
Müslümanlar olarak Allah ile her an can u gönülden bir iliski ve sürekli irtibat halinde olmaya en cok ihtiyac duydugumuz su günlerde acaba Allah ne kadar gündemimizde yer aliyor? Hesaplarimizda O'nun yeri neresi, O'nu hesaba katiyor muyuz? Yoksa mevcut durumu kaniksayip ,zaten biz buna müstahakiz, kafirler cok güclü, Allah da bize yardim etmiyor, o halde is olacagina varir, deyip her seye bos mu veriyoruz? Hatta daha da ileri gidip ,Allah herhalde böyle olmasini istiyor, diyenler gibi tembelligimizin, miskinligimizin, ataletimizin faturasini da -hasa- Allah'a mi cikariyoruz?
Bu sorulara verecegimiz cevaplar ve yapacagimiz nefis muhasebesi, belki de sorunlarimiza yeni ve cözümleyici bakis acilari getirecek, ne oldugumuzu, neyi nereye kadar yapabilecegimizi, kimden neleri isteyebilecegimizi yeniden bizlere hatirlatacak ve bizleri yeniden harekete gecirecektir.
Bizler kul olarak üzerimize düseni yapmali, gereken gayreti göstermeli, sebepler aleminde yapilacaklari yaptiktan sonra ellerimizi acip O'na yalvarmali, halimizi O'na arz etmeliyiz. Cünkü O söyle buyuruyor: , Bizim ugrumuzda gayret gösterenleri Biz yollarimiza iletiriz., (Ankebût: 29/69)
Belki dayatilan egitim anlayisi ve hayat tarzinin etkisiyle, belki de icinde yasadigimiz sartlarin baskici karakteri sebebiyle müslümanlar olarak bazilarimiz da cogu kez rasyonalist bir anlayisla meselelere yaklasabiliyor. Sorunlari tanimlarken ve cözmeye calisirken gözetilmesi gereken hususlari göz ardi edebiliyoruz. Cogunlukla, yaptigimiz amellerin/eylemlerin neticesini hemen almak ve somut bir sekilde görmek istiyoruz. Cogu kez, sadece maddî boyutu yerine getirerek -ki bunu da yeterli yaptigimiz süphe götürür- sonuca gitmeye calisiyoruz. Oysa bütün yapilanlardan sonra Allah'a yalvarmak ve yapilan ameli kabul edip tesirini halk etmesi icin O'na niyazda bulunmak da gerekmektedir. Allah'tan “sabir ve salatla yardim talep etmemizi” bizzat Allah ögütlüyor.Yani, hem sabir ve direnme olacak, hem de dua ile yardim talep edilecek.
,Dualarimiz kabul edilmiyor herhalde, diyerek karamsarliga saplanmak da yanlistir. İcinde bulundugumuz sartlarin zorlugu ve zalimlerin zulmü, bizi kesinlikle yildirmamali ve hicbir zaman bizi duadan alikoymamalidir. Allah, kendi ifadesiyle dua edenin dilegine karsilik verecegini söylüyor. Allah'in güzel isimleri arasinda ,Mücîb, i de zikreden Hz. Peygamber söyle buyurmustur: ,Herhangi bir günah, yahut sila-i rahmi kesme gibi bir ma’siyet olmadikca kulun Allah'a yapmis oldugu duanin karsiliginda Allah ona ya istedigini verir, ya esdegerde bir belayi ondan uzaklastirir, ya da onun icin ahirette daha iyisini hazirlar.