ilahiler,ilahi,ilahi indir,islami ilahi,ilahi,islami sohbet,islami






Allahin Övdügü Aile

Yazar Sahra

Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fâtıma (r.a.)’nın dünya evleri üstün ahlâkî meziyyetlerle donatılmıştı. Nurlu Neslin devamını sağlayan, bu evlilikte iltifat, saygı, edep, iffet ve kıymet bilme önde gelen meziyyetlerdendi. Birbirlerinin fikir ve düşüncesine çok değer verirlerdi. Görüş ayrılığı olsa dahi müşterek bir noktada birleşirlerdi. Dâvâ şuûruna sahip, samimi, sıcak bir aile kurmuşlardı. Bir muhabbet ocağı olmuştu onların birlikteliği.
Öylesine bir muhabbetle birbirine bağlanmışlardı ki, gel-geç sevdalar onlara tesir edemedi. Ebedî hayatı kazanmak ve Allah’ın rızasına erebilmek onlar için her şeyden önce gelirdi. Kendileri yemez, ihtiyaç sahiplerine yedirirlerdi. Kapısına gelen fakiri reddetmezlerdi. Kendileri muhtaç oldukları halde başkalarına verirlerdi. Onların bu güzelliklerini, cömertliklerini ve îsâr halindeki davranışlarını Allah Teâlâ Kitâb-ı Kerîminde övmüştü. Şöyle ki:
“Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın nâfile oruç tuttukları bir akşam vakti kapılarına bir fakir gelir. “Allah için” diyerek bir şeyler ister.
Onlar da kendileri için hazırladıkları iftarlıkları olduğu gibi fakire verirler. Peşpeşe üç gün aynı vakitte akşam ezanı okunacağı zaman değişik kılık ve kıyafette yoksul, garip birileri kapılarına gelir; “Allah için” diyerek dilekte bulunur. Hz. Ali ile Hz. Fâtıma (r.a.) birlikte hazırladıkları iftarlıkları olduğu gibi bu yabancı garip kimseye verirler. Kendileri üç gün bir şey yemeden peşpeşe su ile oruç tutarlar. Onların bu güzel hali, gönüllerindeki engin infak şuuru Allah Teâlâ’nın hoşuna gider ve şu âyet-i celîle ile methü senâ edilirler. Meâlen:
“İyiler şüphesiz (güzel kokulu ve serin) kâfur katılmış bir kadehten içerler. Bu Allah’ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır. O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler. Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne bir teşekkür bekliyoruz. Biz çetin ve belalı bir günde Rabbimizden (O’nun azabına uğramaktan) korkarız.” (derler)” (İnsan Sûresi; 5 - 10)
Vahiy tamamlandığında İki Cihan Güneşi Efendimiz bu müjdeyi kızına ve damadına bildirdi. Her ikisi de sevinçlerinden üç günlük açlığın verdiği sıkıntıyı bir anda unutuverdiler. Kıyamete kadar okunacak bir kitapta övülmek ne büyük bir mükâfattı.
Peygamber ağacından meyveler
Hz. Fâtıma (r.a.) vahyin beşiği sevgili babacığının sohbetlerinden çok istifade etmişti. Rasûlullah (s.a.v.)’in terbiyesinde yetiştiği için O’nun feyziyle gönlünü doldurmuş, ilim, edep, haya gibi üstün ahlâkî meziyyetlerle kendini yetiştirmişti.
Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hz. Ali’ye: “-Ya Ali, Allah Teâlâ’yı sever misin?” diye sordu.
O da: “Evet! Ya Rasûlallah severim.” dedi.
Efendimiz: “O’nun Rasûlünü de sever misin?” dedi.
Hz. Ali heyecanlanarak: “Evet yâ Rasûlallah!” dedi. Efendimiz tekrar: “Kızım Fâtıma’yı da sever misin?” diye sordu. Hz. Ali hiç tereddüt etmeden. “Evet”dedi.
Efendimiz: “Hasan ve Hüseyin’i sever misin?” dedi. O da: “Evet ya Resûlallah severim.” diye cevap verdi.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.): “Ya Ali, gönül bir tane, sevgi ise dört. Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor? buyurdu. Hz Ali bu suale bir türlü cevap veremedi. Düşünceli bir vaziyette evine döndü.
Onu düşünceli ve durgun görünce Hz. Fâtıma (r.a.) üzüldü. Ne olduğunu ve onun zihninden geçirdiklerini öğrenebilmek için şefkatle: “Ya Ali sizi durgun görüyorum. Üzücü bir şey mi oldu diye söze girdi ve; Eğer bu dünya ile ilgili ise kederlenmeğe değmez. Ahiret ile ilgili bir husus ise nedir sizi üzen şey?” dedi.
Muhterem eşinin sorusunu cevapsız bırakmak istemeyen Hz. Ali (r.a.) başından geçen olayı anlattı ve Efendimizin sorduğu soruya cevap veremediğini söyledi.
Hz. Fatıma (r.a.) soruyu öğrenince gülümsedi ve “Ya Ali! Babamın yanına var ve bu suâli şöyle cevaplandır.” diyerek açıklamalarda bulundu.
Hz. Ali bu izâhatten memnun oldu. Gönlüne hoş geldi ve Efendimizin huzuruna koştu:
“Ya Rasûlallah! Sağ, sol, ön, arka diye insanın yönleri vardır. Kalbin de böyle. Ben Allah’ı aklım ve imanımla, sizi ruhum ve imanımla, Fâtıma’yı, insânînefsim ile, Hasan ve Hüseyini de babalığın tabii icabı ile seviyorum” dedi.
İki Cihan Güneşi Efendimiz bu cevaba tebessüm etti ve: “Ya Ali! Bu sözler ancak Peygamber ağacının dalından alınmış meyvelerdir.” buyurdu…
Sabret kızım
HZ. Fâtıma (r.a.) çok hassas ve yufka yürekliydi. Kimsenin üzülmesini istemez, acı çekmesine dayanamazdı. Allah Rasûlü babacığı rahatsızlandığı zaman hemen yanına koşardı. “Vah babacığım!…” diyerek üzülürdü. İki Cihan Güneşi Efendimiz de: “Sabret kızım! Sabır güzeldir!” buyurarak onu teselli ederdi. Birgün şiddetli ateşler içinde iken etrafındakilere:
“Ey insanlar! Siz bana karşı hiçbir şeyle delil bulamazsın! Zira, Ben ancak Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’in helâl kıldığını helâl, haram kıldığını da haram kıldım.
“Ey kızım Fâtıma!Ey halam Safiyye! Allah katında makbul olan ameller işleyiniz. Yani bana güvenip tembellik etmeyiniz. Çünkü Ben, sizi, Allah’ın azabından kurtamam!…” buyurdu. İnsan için ancak çalıştığının karşılığının verileceğini duyurdu. Kişiyi ancak iman ve amelinin kurtaracağına dikkat çekti.
Hastalığı ağırlaştıkça ümmetini daha çok düşünüyor ve onları cehennemin korkunç alevlerinden kurtarmak istiyordu. Yine etrafında bulunanlara: “Namaza… Namaza dikkat… Namaza… Namaza… devam ediniz!…” buyurarak İslâm’ın ana direğini iyi muhafaza etmek gerektiğini vurguluyordu.
Efendimize yakışır evlat
Çeyizi çok az olduğu halde, Fatma Validemiz bundan en küçük bir rahatsızlık bile duymuyordu. Çünkü o, insanın değerinin altın ve gümüşle ölçülemeyeceğini çok iyi biliyordu. Resulullah’ın kızı olduğunu şu konuşmasıyla ortaya koydu: “Canım babacığım, evlenen her kızın mehri altın ve gümüş ile takdir ediliyor. Ben de bunu istersem, senin kızın olmamın ne manası kalır? Ben, evlilik mihrimin Kıyamet Günü günahkârlara ulaşan şefaatinin olmasını, bu sayede onların Allah’ın affına uğramasını isterim.” Peygamberimiz (s.a.v.), “Ey Fatma, ebediyen mesut ol. Bu davranışınla Peygamber kızı olduğunu  ispat ettin” buyurarak ona iltifatta bulundu.
Validemizin çeyizindekiler
Bir ibret tablosu olması bakımından “Kadınların Sultanı”nın çeyizini anlatalım.
Üç minder
Saçaklı bir halı
İçi hurma lifi ile doldurulmuş bir yastık
İki tane el değirmeni
Bir tane su kırbası
Topraktan yapılmış bir su testisi
Meşinden yapılmış bir su bardağı
Bir elek
Bir havlu
Bir koç postu
Eskimiş, tüyü dökülmüş bir kilim
Hurma yaprağından örülmüş bir sedir
İki elbise
Bir kadife yorgan
Hz. Fatma ile Hz. Ali, hayatları boyunca bu eşyaya bir şey eklemeyecekler fakat züht ve takva ile yaşayarak mesut bir aile tablosunu ortaya koyacaklardır.

Sende Fikrini Belirt ?

XML-Sitemap

Sitemap2   Sitemap3

Sitemap3  Sitemap2

ValidRank Button

eXTReMe Tracker

www.baltictop.com - Free Counter and web stats

Copyright © 2007 - SeFaaT-CoM-ilahi-dinle-kuran-islami-sohbet-site-forum-resim-galeri